Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

Bingöl_İlçeler

Adaklı

 

Tarihçe :

Adaklı ilçesine ilk insan topluluklarının hangi tarihte yerleştikleri kesin olarak bilinmemekle birlikte; 1839 yılında Azakpert adıyla Kiğı İlçesi ile birlikte Erzurum iline bağlı bir köy iken 1926 yılında Erzincan iline, 1936 yılında ise Bingöl iline bağlanmış ve Nahiye statüsüne kavuşmuştur. 1968 yılında ise halen kullanılmakta olan Adaklı adını almıştır.

04.07.1987 tarihinde 3392 sayılı yasa ile ilçe statüsüne alınmış ve bu tarihten itibaren Bingöl ilinin 5. ilçesi olmuştur. 1988 yılı başında ilk Kaymakam ataması yapılarak, idari teşkilatlanması tamamlanmıştır.

Coğrafi Konumu :

Adaklı; Güney bölümünde Bingöl İli, kuzeyinde Yedisu İlçesi, batısında Kiğı İlçesi, doğusunda Karlıova İlçesi bulunmaktadır. Bingöl İl merkezine 74 Km. mesafede olup, yolun zemini stabilizedir. Bu nedenle ulaşım olumsuz yönde etkilenmektedir. Elazığ İl merkezine ise 198 Km. mesafede olup yol asfalttır.

Coğrafi yönden Doğu Anadolu Bölgesi Yukarı Fırat Bölümünde, Bingöl İlinin kuzeybatı bölümünde yer almaktadır. Rakım 1500 metredir. Yüz ölçümü 841 Kilometre kare olup, büyük bölümü meşe ormanları ile kaplı engebeli ve dağlık arazi yapısına sahiptir, İklim yapısı olarak karasal iklim kuşağında kışları çok sert ve uzun yazları ise sıcak ve kurak geçmektedir.

Ekonomik değer taşıyabilecek büyük bir akarsu olmamakla birlikte küçük çapta su kaynakları oldukça fazladır.

Adaklı 1. derecede deprem bölgesinde bulunmakta olup, zaman zaman toprak kayması, sel ve çığ afetleri meydana gelmektedir. En son olarak 1995 yılında Hasbağlar Köyünde meydana gelen toprak kaymasında bir çok ev yıkılmış ve arazi önemli ölçüde tahribata uğramıştır.

Ekonomik Durum :

İlçe ekonomisi genellikle tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Üretim pazarlanabilecek düzeyde olmayıp, tüketime de yetmemektedir. Buğday ve arpa gibi tahılların yanında fasulye, patates, ceviz ve elma üretilmektedir.

Hayvancılık genellikle ilkel yöntemlerle yapıldığı için, sayıca fazla görünen hayvanların ekonomik hayata katkıları çok azdır. Arazi yapısı itibariyle yöre özellikle küçükbaş hayvancılığa elverişlidir.

Adaklı’da Kaymakamlığın girişimleriyle tarımsal alanda seracılık başlamış, sebze ve meyve bahçe sayısında büyük artış görülmüştür. İlçe merkezi ve köylerde ceviz üretimi, kavak yetiştiriciliği ve arıcılık yapılmaktadır.

Adaklı’da endüstriyel faaliyet yoktur. Basit marangoz atölyesi ve günlük ihtiyaçları karşılayabilen küçük dükkanlar vardır. Ticaret, halkın günlük ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik esnaf faaliyetlerinden ibarettir. İlçede Pazar kurulmamaktadır. Festival ve panayır etkinlikleri de yoktur.

 

Kaynak : www.adakli.gov.tr

Genç

 

İlçenin adı :

İlçenin eski adı kelime anlamı olarak çeşme ağacı anlamına gelen "Darahini"dır. Ancak bu ad bir efsaneye göre, simdi ki Genç ilçesi yakınında günümüzde Kral Kızı Kalesi olarak bilinen ve Pers hükümdarı Dara tarafından yaptırılmış olup, o günler Dara-Hini olarak adlandırılan kaleden gelmektedir. Cumhuriyet döneminde bu ad Genç olarak değiştirilmiştir. 

Osmanlılar Döneminde Genç İlçesi :

İlçenin adı her ne kader Genç ise de çok eski bir tarihe sahiptir. 1071 Malazgirt Zaferiyle Selçuklu Türklerinin ve 1514 yılında da Yavuz Sultan Selimin Çaldıran Zaferi sonucu Osmanlı hakimiyetine geçerek Diyarbakır eyaletine bağlanmış ve yine 1848'de yine Diyarbakır'a bağlı bir kaza olmuştur. 1868'de de eyaletler vilayete dönüştürüldüğün de bucak olarak Lice kazasına bağlanmıştır. Daha sonra 1878'de Bitlis vilayet olunca ilce de Bitlis'e bağlı sancak olmuştur.

Cumhuriyet Döneminde Genç İlçesi :

1924'de yenilenen idari teşkilat ile bütün sancaklar il haline getirilirken Genc'de Çapakçur (iki ayrı ilce) Elazığ iline bağlanmıştır. 1936 yılında Bingöl’ün il olmasıyla Genç (Darahini) ilçe olarak Bingöl’e bağlanmıştır.

İlçenin Coğrafi Durumu :

Genç ilçesinin yüzölçümü 1646 km karedir. Kuzeyde Bingöl ili merkez ilce ve Murat Nehri, Güneyde Diyarbakır ili, doğuda Solhan ilçesi, batıda Elazığ ili ile çevrilidir. İlce merkezi Murat Nehri kıyısında düz bir alana kurulmuş olup 1125 m rakıma sahiptir. İlçenin güneyi sıradağ halinde bulunan Genç dağlarıyla kaplıdır. En yüksek dağı Cotele (cotla) 2940 m. yüksekliğindedir. Başlıca Nehri Murat nehri olup ilçeyi boydan boya asarak geçer.

Karlıova

 

Tarihçe :

Karlıova İlçesi Hitit ve hurri egemenliğinden sonra MO 40'daBizansliların eline geçer.Hz. Ömer zamanında İslam devletleri topraklarına katılıyor.1071'den sonra Selçuklu hakimiyetine girdikten sonra Mengucogulları, İlhanlılar, Celayirler, Akkuyonlar ile Safarilerin hakimiyetine girip çıkarlar.1514'de Çaldıran Zaferi ile Osmanlıların sınırlarına dahil olur.

Cumhuriyetin ilanından sonra 1936 yılına kadar Muş İline bağlı bir yerleşim yeri iken, 1936 yılında İl olan BİNGÖL’DE ilce olarak bağlanmıştır.

Karlıova İlçesi daha önceleri Muş iline bağlı ve Bingöl adını taşıyan bir ilce merkezi iken, 1936 yılında il haline getirilen Cabakcukur'a (Bingöl) bağlanmıştır.1938 yılında yürürlüğe giren kanun ile ismi Karlıova olarak değiştirilmiştir.

Adının Kaynağı:1936 yılında Cabakcur İl merkezi il olmadan önce İlçenin adi Bingöl olarak geçmekteydi. Bingöl ismini de efsanelere konu olan Bingöl dağlarından almakta idi. Bakanlar Kurulunun 27.07.1938 tarihli kararı ile Bingöl vilayetine bağlı olan İlçenin adi ''Karlıova'' olarak değiştirilmiştir. Bingöl vilayetinin Bingöl İlcesine başka bir ad vermek için toplanan heyet ad bulmakta güçlük çeker. Müzakere ve münakaşalardan bir netice alınamadığını gören posta eri kapıyı çalarak içeri girer. Selam verdikten sonra ''Müsaade ederseniz ben bir ad vereyim'' der. Kendisine müsaade verilir : 'Efendim dışarıya baksanıza ova karla kaplı, bu ovanın adı ''Karlıova'' olsun der. İsim hoşa gider Bingöl isminin Karlıova olarak değiştirilmesi Kaymakamlıkça kararlaştırılır.

Kiğı

 

Tarihçe :

Kiğı, tarihi MÖ. 3000'lere dayanan bir yerleşim merkezidir. Doğuda Bingöl, batıda Tunceli, kuzeyde Erzurum ve Erzincan, güneyde Elazığ ve Diyarbakır illeri vardır. Bingöl, Tunceli ve Erzurum'a 150, Elazığ'a 200, Diyarbakır'a 250 km mesafede çanak bir çanak şeklindedir.

Kiğı'nın adı konusunda bir çok rivayet vardır. Bunların gerçeğe yakın olanlarım şöyle sıralayabiliriz: Kiğı'nın Türkçe Sözlükte anlamı yoktur. Erzincan tarihinde Kiğı'nın "Dağlar Memleketi" anlamına geldiği ifade edilmektedir.

Kiğı, Romalılar zamanında Roma hanedanı Kiga'nın oğlu Talon'un hakimiyeti altında kalmıştır. Talon'un oturduğu bu kaleye Kiga ismini koyduğu, Kiga'nın Kiğı'ya dönüştüğü de söylenenler arasındadır.

Hayat Ansiklopedisinin 6. cildinde ise.Kiğı kelimesinin Key-Ağa'da aramak icap ettiği ve Key'in "Prens" manasına geldiği ve Kiğı'nın da bir Türk prensi namına izafe edildiği belirtilmektedir.

İlçede başlıca tarihsel yapılar, Bizans yapışı olduğu sanılan yıkıntı durumundaki Kiğı Kalesi ile 1401-1402 yıllarında Akkoyunlu Fahrettin Kutluk Bey'in oğlu Pir Ali Bey tarafından yaptırılan Kiğı Camiidir.

Kiğı Kalesi'nin Bizans dönemi yapısı olduğu sanılmaktadır. Sarp ve oldukça yüksek bir tepedir. Buraya çıkmak oldukça zordur, içinde mucit duvarı olduğu sanılan bir taş vardır. Diğer bölümleri tümüyle yıkılmıştır.

Ebu Ubeyde'nin İslam ordularına başkumandanlık yaptığı dönemde Kiğı Kalesi, Rumların elindeymiş. Roma komutanlarından Kiğa'nın oğlu Talon buraya hakimmiş. Kale çok sağlam olup,içindeki asker sayışı çökmüş. Halit Bin Velit, Diyarbakır.Maden ve Palu Kalelerini zapt ettikten sonra,Kiğı Kalesi'ni de Müslüman olan rahibin verdiği bilgiden de yararlanarak kurduğu bir planla. Talon'u sinirlendirmiş ve sinirlenen Talon, 1200 atlı askeriyle kaleden çıkmış, 300 kişilik İslam askeriyle Temuran (Bağlarpınarı) civarında iki ordu arasında savaş başlamıştır. Bu sırada Talon öldürülmüş, askerleri bozguna uğratılmıştır. Talon'un karısı Marcanos Margrit Halit Bin Velit'i kaleye davet etmiş, sonra da Müslüman olmuştur. Bu savaşta İslam orduları komutanlarından Seyit Kasım şehit olmuştur. Kabri, Kiğı'ya yarım saat mesafededir. Bu dağ bundan dolayı Seyit Kasım Dağı olarak anılmaktadır.

Kalenin alınmasından sonra halk şimdiki Kiğı merkezine gelerek yerleşmiştir.

Kiğı, kurulduğu zaman 17 nahiye, 221 köyden ibaretmiş. Kiğı merkezi 7900 hanelik iken, nüfusu 49.000 imiş. 1 hükümet binası, 18 cami ve mescit, 1 rüştiye mektebi, 9 sübyan mektebi, 2 medrese, 263 dükkan ve mağaza, 250 değirmen, 1 puruthane, 1 mum hane, 2 kireç hane, 3 fırını varmış. Gelişmiş bir yerleşim yeri olduğu için Erzurum ve Elazığ arasında işlek bir ticaret merkeziymiş. 221 köyden hicri 1314'te Tercan'a 12, 1295'te Varto'ya 18, 1926'da Sancak'a 21, 1934'te Karlıova'ya 26, 1936'da Elazığ Karakoçan'a 33 köy verilmiş, sonuçta 111 köyü kalmıştır. Kiğı'nın bucakları iken 1987'de Adaklı ve Yayladere, 1989'da da Yedisu ilçe olmuş; 40 köy Adaklı'ya, 26 köy Yayladere'ye, 17 köy de Yedisu'ya verilmiş, Kiğı'ya 28 köy kalmıştır.

16. Yüzyılda Kiğı'daki demir yataklarının işletildiği konuşu da bilinenler arasındadır. 1663 yılından itibaren Diyarbakır'a bağlı bir sancak iken, 19. Yüzyıl sonlarında Tanzimat Fermanı ile Erzurum'a bağlı bir kaza merkezi olan Kiğı, 1916 yılında bir süre Rus işgalinde kaldı. Buna istinaden her yıl Kiğı'da 20 Kasım, "Düşman İşgalinden Kurtuluş Günü" olarak kutlanır. Cumhuriyetle beraber bir süre Erzincan'a daha sonra 1936 yılında Bingöl'e bağlanan Kiğı Belediyesi, 1926 yılında kurulmuştur.

Kiğı, tarih boyunca bir çok medeniyete sahne olmuştur.

 

Kaynak : www.kigi.gov.tr

Solhan

 

İlçe Tarihi :

Solhan zengin bir tarihi geçmişe sahiptir. Hititler, Huriler, Urartular devrinde çeşitli olaylara sahne olan Solhan zamanımıza kadar olan tarihini kısaca şöyle açıklaya biliriz. M.Ö 2000 yıllarında Fırat nehri kıyısında Vasukani şehrini kurup bütün Anadolu'ya yayılan tarihte Mitaniler olarak bilinen Huriler M.Ö 1360 ta Hitit'lerin Torosları aşıp kendilerini sıkıştırması ve yeni krallık devrinde Şuppililuma Mitani prensini kendisine damat edinip himayesi altına almasından dolayı  Harput,Bingöl ve Muş dolaylarında hakimiyetlerini kaybettiler. M.Ö 1200 yıllarında Hitit devletinin yıkılması ile Van bölgesinde yerleşen Urartular batıya doğru genişleyerek Bitlis, Muş ve Bingöl’ü alıp Murat ırmağı vadisine ilerlediler. M.Ö 745 yıllarında Asurluların hakimiyetine geçen bölge M.Ö 612 yılında Med,Babil ve Urartuların saldırısıyla Medlerin hakimiyetine geçmiş. M.Ö 550 yılında Kurs Medleri yenerek Pers devletini kurması batıya akınlara başlamasıyla İskender imparatorluğu sınırları içerisinde kalan bölge İskenderin ölümünden sonra Selef Kürslerin eline geçmiştir.M.Ö 200-189 yıllarında yeniden canlanıp Adıyamanın güneybatısında Komojen krallığını kurdular. Doğuya doğru ilerleyerek Vana kadar uzanan bölgeyi ele geçirmişlerdir. 1071 tarihine kadar Roma hakimiyetinde kalan bölge Selçukluların egemenliğine geçmiş bir süre sonra Selçuklularda iktidar savaşı ve iç karışıklar başladıktan sonra Moğollar Anadolu’ya saldırdılar 1245 Köse dağ savaşında Selçukluların yenilmesi bölgeyle birlikte tüm Anadolu,ya hakim oldular.Yeni beyliklerin ortaya çıktıklarını görüyoruz. Diyarbakır,ı kendilerine yurt edinen Akkoyunlular 1394 yıllarında Bingöl, Erzurum, Erzincan da hakimiyet kurmuşlardır.1473 yılında Otlukbeli savaşında Uzun Hasan,ın yenilmesi Solhan ilçemizinde içinde bulunduğu bölge Osmanlı egemenliğine geçmiştir. Bundan sonra yörede İran hakimiyeti görülse de Şah İsmail’in 1514 Çaldıran savaşında Osmanlılara yenilmesiyle Yavuz Sultan Selim tarafından Doğu Anadolu da birlik tesisi görevini vezir Bıyıklı Mehmet Paşa ile İdarisi Bitlisi (Kürt beyi) ne vermiştir.Vilayet nizamnamesi gereğince teşkilatlanmada Solhan ve Muş yöresi 1864 yıllarında Erzurum eyaletine bağlandı.1.Dünya savaşı yıllarında kısa bir süre Rus işgali altında kalan Solhan 1929 yılında nahiye olarak Muş iline 25 aralık 1935 tarihinde 2555 sayılı kanunla il olan Bingöl.e  4 ocak 1936 tarihinde ilçe olarak bağlanmıştır.

İlçenin Coğrafi Konumu :

İstanbul İran transit yolu üzerinde Bingöl 60 km. uzaklıktadır. Doğusunda Muş batısında Bingöl kuzeyinde Karlıova ve Varto güneyinde Diyarbakır ve Genç bulunmaktadır. İlçemiz doğu Anadolu bölgesinin yüksek yayları üzerinde bulunmaktadır deniz seviyesindeki yükseklik 1395 m. Topraklarının % 93’unu engebeli alanlar ve meralar oluşturmaktadır. Güneydoğu torosların devamı niteliğindeki dağlar ilçenin güney sınırlarından geçmekte olup sarp bir görünüm arz eder dağların yüksekliği 2000 m.yi geçer murat ırmağı vadisi küçük düzlükler il ilçe merkezinin yerleştiği küçük ova dışında, hemen hemen her tarıma müsait arazi bulunmaktadır. İlçe topraklarının bir bölümü lav örtüsüyle kaplıdır. Bu engebeli arazi üzerinde bulunan dağların en önemlileri Şerafetin dağlarıdır.ilçenin kuzeyini tamamı ile kaplayan Şerafetin dağlarının yüksek noktaları 2388 m. Esentepe ve 2675 m. yükseklikteki Şahin tepe oluşturur bu dağlar arasında geniş meralar yer almaktadır. Zengin bitki örtüsüyle kaplıdır. Önemli akarsuları Murat nehridir. Önemli yaylaları Şerafetin, Ağması Çewkani, kuçekan, kandil ve kabak yaylalarıdır. Düzlük alanı tarihi şeref meydanı (eşek meydanı) dır. İlçe dışında Buğlan çayı Baz deresi Masala deresi önemli akarsularıdır.

Yayladere

 

Tarihçe :

Eski adı Holhol olup 1959 yılında Yayladere ismini 1987 yılında ilçe statüsü almıştır. İlçenin kuruluşuna ait kesin bilgiler bulunmamasına rağmen yapılan Jeolojik kazılarda M.Ö.900 yılarında Ermenistan kıralığı ve M.Ö.550 yılarında Persler ve İskender imparatorluğu M.Ö.75 yılarında Ermenistan krallığı M.Ö. 50 yıllarında ise Roma İmparatorluğu egemenliğine geçti 1071 yılında Malazgirt savaşına kadar Bizans imparatorluğu hakimiyetinde kalmış 1080 ve 1001 yılarında Saltukluların hüküm sürdüğü bölge 1473 yıllarına kadar Uzun Hasanın egemenliğinde kalmış çaldıran savaşı ile Yavuz Sultan selim bölgeyi Osmanlı toprağına katmıştır.

Coğrafi Konum :

Tunceli ile Bingöl il sınırlarının birleştiği yerde dağlar arasına kurulmuş bir ilçemizdir. İdari sınırlar olarak doğusunda Bingöl ili Pülümür ilçesi güney batısı ile Tunceli ili Nazimiye ilçesi güneyinde Elazığ ili Karakoçan ilçesi ile çevrili 400 km. kare alana sahip deniz seviyesi 1610 m.yüksığı ilçesi kuzey batısında Tunceli ile eklikte çevresinde 2800 m. yüksekliktedir. Selbüs ve Yavuz taş (Taru) Dağları bulunmaktadır. Tarıma elverişsiz toprağı ve düzlüğü az bulunan Bingöl ile Elazığ il sınırı oluşturup mevcut üzerinde özlüce barajı yapılan peri suyu tek akarsuyudur. Bitki örtüsü olarak yer yer meşeden oluşan ormanlara sahip olup iklimi karasaldır. Kışları çokfazla yağışlı soğuk yazları serindir.

Yedisu

 

Tarihçe :

2000 yıllık bir tarihi vardır 1951 yılına kadar çerme köyü olarak idari birimde yer alırken 1951 yılında Kiğı’ya bağlı çerme bucağı olarak taksimata yerini almıştır. İsmini 1970 yılında Y.S.E. Müdürlüğünce çerme merkezinde yapılan yedi musluktan oluşan çeşmeden almıştır. 1970 yılında isim değişikliği yapılarak yedi su bucağına dönüştürülmüştür. 1990 yılına kadar Kığı ilçesine bağlı bucak iken 1990 tarih 3644 sayılı kanunla Bingöl ilinin ilçesi olmuştur.

Coğrafi Konum :

Yedi su ilçe merkezi peri suyu vadisinin en geniş yerinde kurulmuş olup ilçeye bağlı köyler bu vadinin içinde yer almaktadır coğrafi yönden ilginç bir konuma sahip Bingöl ilinin kuzeyinde Erzurum, Erzincan, Tunceli il sınırlarının kesiştiği noktada yer almaktadır. Erzurum ili Çat ilçesi Tunceli Pülümür ilçesi Erzincan ili Tercan ilçesi Karlı ova adaklı Kığı ilçeleri ile sınır durumundadır. Karasal iklimin hüküm sürdüğü tarıma elverişli arazisi az olan ilçemiz tamamıyla dağlık sarp bir arazi yapısına sahiptir. Doğuda çavuşlu dağı Güneyde şeytan dağı 2650 m. Batıda Bağıl dağı Kuzeyde koşan dağı 3078 m. ile çevrilidir. Kaynağını Erzurum illinden alan peri suyu Fıratın büyük kolarından biri olup bu dağlar arasında ilçeye doğudan batıya doğru baştan başa geçmektedir. Arazi meşe ormanları ile kaplıdır.

mehmetakbana@hotmail.com