Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

Ateş-i Aşk [ah minel aşk]

Vücut ateşi düştü, sırlar çözüldü. İçinde yanan sen değilsin artık kalbin, ruhun, özün. Özün yanıyor alev alev. Dünya yanıyor, topraklar sarsılıyor bu değil sır. Sır her canın içindeki ateşin hep beraber gökyüzüne doğru yükselmesi. Alevin bedeninden değil ruhundan fışkıra fışkıra önce seni sonra etrafını yakarak gökyüzüne yükselmesi. Nur düştü ruhuna sonra yandı ve nar oldu bu. Köz oldu özün. Orada o saf haline dönmüş ruhun duruyor ortada. Közün arasında, saf.

Dünya dönüyor, alem dönüyor, sen dönüyorsun. Seninle beraber avludaki güvercinler havalanmış, seninle beraber güller semaya durmuş. Özlerini yaka yaka sema ediyorlar, kendilerinden geçe geçe, güllüklerini yani güzelliklerini unutarak. Sen unutuyorsun dünyayı, sevgiliye kavuşmak için, ruhunu ona teslim etmek için dönüyorsun. Ruhunu sevgiliye ulaştırıp ona yüz sürebilmek için dönüyorsun, kendini yakıyorsun, bedenin eriyor başlıyor yokluk alemi. Yoklukta en var halinle yok oluyorsun, eriyorsun. Sen değilsin artık oradaki. Oradaki aşk. Oradaki yokluk.

Sema. Ruhunu canlı canlı teslim ediyorsun. Utanmıyorsun, gocunmuyorsun bundan. Sen en saf halinle gelmişsin sevgilinin kapısına, bedeninden geçmişsin, varlıktan geçmişsin. Sen işin aslı senlikten geçmişsin. Ateş düşmüş içine eksi kırk derecede yanmışsın, eritmişsin kalbini hiçliğe doğru fırlatmışsın. Varlar aleminde yok olmuşsun.

Sokakta yürürken üşüyen o evsiz çocuğa hırkanı vermişsin, türbe önündeki fakire ayakkabılarını. Yüzü güneşe bakan o kadına kalbini vermişsin. Yalınayakla karlara basa basa ki o karlar söndürsün diye ateşi yollara düşmüşsün. Varlık çöllerinde değil içinin uçsuz bucaksız çöllerinde kaybolmuşsun. Bulduğun ekmeği göç eden kırlangıçlarda nasiplensin diye yollara serpmişsin.

Ney başlamış, vecd başlamış, dünya dönmeye başlamış. En son en başı bulmuş insanoğlu yani pir-i fani. Yüzünü güneşe dönmüş, kalbini okyanuslarda boğmuş, ve ruhu aşka ermiş. Ruhu eriye eriye aşka ermiş.

Ey ney. Sende başlar sesin kudreti ki bu canlar seninle şifa bulur. Seninle bastırırlar içlerindeki sızlayan yaraları. Sesini alırlar ruhlarına doldururlar ve sonra başlar sema. Başlarına mezar taşlarını alırlar üzerine düğün kıyafetlerini giyerler ve semaya başlarlar. Aşka koşarlar sabah kızıllığında tayların vadilerde koştukları gibi. O tayların burunlarından çıkan buğudur ciğerlerine doldurdukları. Aşka karışırlar.

Öyle bir ışık yayılır ki onlardan sanırsın geceleyin dünyanın tüm ormanları yanıyor. Fakat ruhlarındaki ateştir ışığın kaynağı, özlerindeki güzelliktir. O öyle güzel bir duruştur ki sanırsın (haşa) Yusuf peygamberdir o dönen bedenler, o öyle bir enerjidir ki yaydıkları sanırsın dünyanın bütün volkanları hep beraber patlıyor. O neyden çıkan ses öyle güzel bir sestir ki sanırsın sabah ayazında yemyeşil bir derenin kenarında dünyanın en güzel bülbülleri şakıyor. O öyle bir nefestir ki neye üflenen ruhtan dolaşa dolaşa gelir. Aklı silinir çalanın bedeni erir. Yalnız ruh ve ateşi aşk. Ateşi aşk.

 

+

Ahmet Meydan

mehmetakbana@hotmail.com