Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

İznik Konsülü yada Bu Kadar Büyük Sazan Balığı Olur mu?

İznik’te memleketimizin güzel bir diyarı. Hele bir de İznik’e gidelim dedik. Yine bir cumartesi günü tarih iki haziran ikibinbir (yazı biraz uzun olsun diye tarihi yazıyla açık açık yazdım kusura kalmayın) saat 13:00 sularında Ümraniye’den hareketle yola çıktık. Geçen hafta Yuvacık’a giderken Kocaeli’ne kadar kullandığımız yoldan gittik. Kocaeli’ne kadar gördüklerimizi burada tekrar zikretmeye gerek yoktur sanırım diye düşünüyorum. Kocaeli’nden sonra İznik’e gitmek için iki adet yol seçeneği var. Birisi Orhangazi üzerinden diğeri ne üzerindendi Karamürsel üzerinden. Karamürsel üzerinden gitmeyi tercih ettik. Arkadaş interinetten okumuş Karamürsel üzerinden giderseniz daha sakin ve daha güzel bir yoldan ağaçlar arasından ve temiz havayla başbaşa bir yoldan gitmiş olursunuz demiş. Hakkaten yol sakin ve geçtiğimiz yerler yeşil ve ağaçlarla kaplı yerlerdi. Lütfen kössen lafından kızmayın arkadaşlar yer yer kössen’e benzetiyordum.

Karamürsel’den sonra küçük bir dağ -hatta dağcık diyebiliriz- tırmandık. Köylerden filan geçiyoruz. Kimi yerlerde çok güzel şirin evler yapılmış. Zirvede resim çektirdim. Resimleri tab ettikten sonra bilahare göstereceğim. Yol kenarında adam ve çocuğu kendi bahçelerinden toplama kirazlar satıyorlar. Almaya niyetlendiydik ama nasip, almadık.

Dağlar tepeler aştık, köyler kasabalar geçtik derken bir göl göründü. Arkadaşlar şüpheye düştü. Burası Marmara denizidir dediler aynı yeri dolanıp duruyoruz dediler. Yok dedim arkadaşlar talaşa mahal vermeyin yaw burası İznik gölüdür. Doğru yoldayız dedim. Neyse saygı duyduğumuz zeki bir arkadaşımız doğru dedi olmaz dedi bilge Eray haklı. Eğer burası deniz olsaydı gemiler, vapurlar, fırkateynler olurdu üzerinde. Tabi yaw dedim ben de ona hak vererek arkadaş haklı deniz meniz deel burası dedim. Ve aşağı doğru indik. Bir kasabaya geldik karşımızda bir yol ayırımı. İznik ve Orhangazi’yi gösterir bir levha. Bu levhaların bir özelliği gece ışık vurduğu zaman parlıyor ve yazıyı net bir şekilde okuyabiliyorsunuz. Soldan gidersen direkman İznik sağdan gidersen Orhangazi üzerinden İznik. Niyetimizde göl kenarında yemek yedikten sonra İznik’e geçmek biraz dolaşmak ve dönüş yolunda balık avlamak. Balık içinde teçhizat filan tamam. El yapımı oltalar, bir otomatik mustang marka olta ve yem olarak dut. Kuru dut. Balıklar dutun kuru olanını seviyorlar. Kendi aralarında yemek söylerken bir çorba bir de pilav üstü dut lütfen diyorlarmış burada Ercan’ın (Saatçi) ‘Kahrolsun kuru dutun pilav üstündeki anormal baskısı’ sözüne de değinmeden geçemeyeceğim. Bir de aklıma Burak Dut geliyor. Kaset satışları nasıl acaba? Kaset yaptı mı o şerefsiz? Ne zaman yapıyor.

Yol ayırımında birisine sorduk sağ veya sol tarafta nerede güzel balık lokantaları var diye. Adam iki tarafta da güzel yerler var, sol taraftan giderseniz petrol istasyonu var hemen ondan sonra bir yer var dedi. Tamam dedik soldan gidelim yemekten sonra İznik’e gideriz dedik. Sol taraftan gidiyoruz bir adet petrol ofisi istasyonu, ondan sonra arkadaşın dediği yer. Burası mı dedik geç dedik devam edelim daha güzel yerler görürüz dedik. Dedik emme İznik’e kadar bişey bulamadık. İznik’i o yolları bilen arkadaşlar bulamadınız mı bir sürü yer var diyecek emme biz bulamadık işte acemiyiz ne yapalım ilk defa turist oluyoruz. Yok canım ne ilk seferi daha önce de bir çok yere gittiydik. Hatta Kössen’e bile gittiydik ve bu sebeple turist olmuştuk. Ama daha çok günübirlik turist oluyorum.

Velhasıl İznik’e girdik. İznik’in çinisi meşhurdur ve kilo işi satıyorlar. İznik’te de bir Ayasofya müzesi var hemen arkasında bir çay bahçesi. Çaylarımızı içtikten sonra aynen turist gibiyiz ha oradakilere soruyoruz göl kenarında güzel balık lokataları filan var mı? Neticede doyurucu bir yanıt alamadık ve turizm bürosu olup olmadığını sorduk. Yerini gösterdiler pasaj içinde bir yerde lakin kapalıydı yalnız kapı camlarında haritalar filan var oradan öğrenmeye çalışıyoruz emme nafile. Hayır olmuyor, olmuyor derken birisi yanımızdan geçerken sorduk hemen girişte büfesi varmış bizi oraya götürüp İznik’in krokisini verdi İznik’te de iki tane büyük cadde var isimlerini hatırlayamadım. Ne hatırlamaması isimlerini hiç bilmedim ki. Neyse arkadaş krokiyi gösteriyor. Aha bu caddeden gidin bilmem nereyi geçtikten sonra balık lokantaları filan var dedi. He dedik tamam dedik. Ama hayır bilgiler doyurucu olmamıştı, bir türlü doymuyorduk. Fellik fellik balık lokantası arıyoruz. İznik’te bir sürü tarihi yer var medreseler, camiler, kaleler, askerlik arkadaşım ibrahim var, şöyle bir tur attıktan sonra doğru düzgün bir yer görmeden balık sevdasına İznik’ten geri dönüyoruz. Aynı yoldan geri dönüyoruz. İznik’in çıkışında marmara birlik zeytincilik işletmeleri var hemen ön tarafında fabrika satış mağazası. Yoldan geçerken gördüğümüz o zeytin ağaçları filan bunlar ne oluyor diye soruyorduk birbirimize işte bunlar böyle yerlerde işlenerek piyasaya sürülüyordu. Arkadaşlar gelmişken buranın zeytini meşhurdur zeytin filan alalım dedik ve içeriye girdik. Yarım kiloluk, bir kiloluk, iki kiloluk zeytinler ve zeytinyağları. Yarım litre zeytinyağı 1.000.000.- 750 ml. Zeytinyağı 1.500.000.-. zeytinlerde 2.500.000.- 1.950.000.- şeklinde. Alışverişimizi neyin de yaptık. Birde bu ağabey buraları iyi bilir birde buna soralım dedik. Adam hakketen biliyormuş. Her biyeri her bişeyi zeytini en ince ayrıntısına kadar bize anlattı. Bize dedi ki bu yoldan böyle Orhangazi’ye doğru gidin bilmem nerde güzel bir balık restaurantı var dedi. Dediğini yaptık geldiğimiz tozlu yollardan geri döndük yol tamiratı var yolu genişletiyor ve iyileştiriyorlar. Yalnız şunu söyliyeyim gelirken de bu yol böyle tozluydu dönerken de. Yani biz dönene kadar hiç bişey yapmamışlar kaldıkları yerdeydiler. Ulaştırma bakanına söylemek lazım. Bizim gibi değerli turistler ve de yerli turistler böyle güzelim yerleri toz toprak içinde görmek istemiyor. Üzüntü duyarım.

Velhasıl Marmara birlik zeytincilik işletmelerinde ki arkadaşın dediği yere geldik. Göl kenarında, zeytin araçları arasında nezih bir mekan. Bu hafta reklam olmasın diye yerin ismini söylemiyorum birde servisleri de fazla güzel değildi. Geçip oturduk. 14 gün önce işe başlamış bir garson arkadaş geldi siparişleri aldı. Ondan önce yayın balığının ve sazan balığının meşhur olduğunu biliyoruz. Arkadaşlar ne yiyelim dedik. Garson bey ismini bilseydim ismini diyecektim emme sazan balığı hayvanı biraz kılçıklı olur size yayın balığı hayvanı şiş tavsiye ederim dedi. İngilizce bilenler okey bilmeyenler de tamam dedi. Yayın balığı söyledik ve ortaya da sazan söyledik büyükçe bir tane. Garson bey büyük bir sazanımız var hemen atlıyor dedi yarısını sabah verdik yarısını da size yapalım dedi. Tamam ve okey dedik. Yemağımız geldi tek yayın balığı ortaya bol zeytinyağlı salata nede olsa bolca zeytinyağı var. Dök babam dök. Yayın balığını, bol zeytinyağlı salatamız ve trabzon vakfıkebir ekmeğimizle beraber yedik ve sazanı beklemeye başladık.

Mübarek sazanda bildiğimiz sazanlardan değil hemen atlayanlardan değil yani bekle bekle gelmez iki de bir bilader ne oldu diyoruz. Biz garsona bundan sonra ismail abi diyelim. İsmail abi de ha oldu ha olacak diyor. Velhasıl beklenen an ve baluğumuz beraber geldi. Önce bir tepsi göründü bu nedir filan diyoruz. Tepsi geldi ve önümüze kondu. Bu ne yaw nedik. Kocaman bir sazan balığı hayvanı üstelikte yarısı. Eyvallah dedik yayından çıktık sazana başladık ama sazan da biraz karıncalı iyi çekmiyor. Ha babam de babam ancak sazan balığı hayvanının yarısının yarısını yedik yok dedik arkadaş bitmez bu hayvan. Birde orta yerlerine doğru pişmemiş ismail abi o yüzden balığı getirmiyormuş biz bastırınca öyle çiğ çiğ getirmişler. Orta yerinden de biraz suşi niyetine yedik. Suşi bir japon yemeği oluyor. Daha fazla dayanamadım be arkadaş ben kesuldum dedim geri döneyrum. Bu balığı da büyüktür kılçığı neyin yoktur diye tercih etmiştik. Keşke önceden gidip görseydik şu hayvanı. Neyse ders olsun.

Hala balık avlamamışız ismail abiye balık avlayabileceğimiz yer filan varmı dedik az ilerde avlayabilrsiniz dedi. Kalktık gittik. Sazlık bir yer. Şunu öğrendim; göl kenarındaki sazlıklardan sazlıkları toplayıp saz fabrikasına götürüp çeşit çeşit sazlar yapıyorlarmış. Allahaşkına İsmail abi yalan söylemiyon demi. Sazları bu sazlıklardan yapıyorlar deelmi. Bak bunu yazıyoruz rezil filan olmayalım. Ne diyordum sazlık alanda çıkardık oltaları ve kuru dutları. Taktık kuru dutları iğnenin ucuna binbir güçlükle göle attık bir deneme iki deneme üçyüz deneme ikibindörtyüzelli deneme tık yok. Ordan geçen bir iki kişi oldu kardeş dedi bu gölde balık malık olmaz. Bizde ya tutarsa dedik. Netice de onların dediği çıktı tek bir balık avlayamadan geri döndük.

Dönüşümüz muhteşem ve de orhangazi üzerinden oluyordu. Yol açıktı ve rahat bir şekilde karanlığa kalarak geri dönüyoruz. Yol üstünde hali vakti yerinde bir arkadaşımızın aldığı lokumları ve kirazları yiyerek. Sağol arkadaş büyük adamsın. Gezimiz İstanbul’a varışta sonlandı. Başka gezilerde buluşmak dileğiyle.

En iyi dileklerimle, ingilizler buna best regarts diyorlar.

İmtihan :

Aşağıdaki soruları doğru yanıtlayan arkadaşlara bir adet BİC (meşhur bir fransız markasıdır ve yakında dolma kalem olacaktır. Terfi bekliyor) marka tükenmez kalem he diye verilecektir.

Sorular :

1 – Yazıda geçen yer isimlerini yazınız?

2 – Yazıdaki tarihi, turistik ve rustik yerlerin ismini yazınız?

3 – Yol ayırımındaki levhada ne yazılıydı ve levhanın özelliklerini yazınız?

4 – Mehmet’in askerlik arkadaşının ismi nedir?

5 – İznik Gölü neden denize benziyor? Kompozisyon şeklinde gelişme kısmında örneklerle açıklayınız.

Haydi Rastgele. (Gitmeden önce herkeş bize böyle diyordu)

Not: Lütfen soruları yanıtlarken monitörünüzün üst kısmını katlayın. İstediğiniz sorudan başlayabilirsiniz. Her soru eşit puanlı olup, 5.sorunun yanımda manevi bir değeri var kesinlikle puanı 5.sorudan götürebilirsiniz diyorum.

mehmetakbana@hotmail.com