|
Ey Rabbim! Aşk belasıyla
beni tanıştır
Beni bir an bile olsa;
aşk belasından ayırma!
Dertlilerden yardımını
uzak tutma.
Yani beni daha çok
belalara müptela eyle!
Ben var oldukça, beladan,
isteğimi uzaklaştırma!
Ben belayı isterim, çünkü
bela da beni ister.
Sevgi belasıyla
ağırbaşlılığımı gevşetme!
Ta ki dostlar beni
kınayıp vefasız demesinler!
Gidip geldikçe,
sevgilimin güzelliğini arttır,
Sevgilimin derdine beni
daha çok müptela et.
Ben nerede, mevki ve
itibar kazanma nerede?
Bana yoksulluk ve yokluk
ulaşma kabiliyeti ver
Senden ayrıyken, bedenimi
öyle zayıf kıl ki,
Bahar yeli beni sana
kavuştursun.
Fuzûlî' nin nasibi gibi beni gururlandırıp,
Ey Rabbim, asla beni bana
bağlı kılma!
Sonunda yar, ağlayıp
inlememize acıdı ve
Bugün hüzünler evimize
ayak bastı.
Gözyaşı yağmurum, demek,
öyle tesir etti ki,
Gül bahçemizde taze bir
gül dalı düşürdü.
Ah ateşinin bizi yaktığı,
Ayrılık gecesini
aydınlatan meş' aleden
bellidir.
Eğer ağlayan gözümüzde
uyku olsaydı,
Bu kavuşma uyku halinde
görülen bir rüya demek mümkün olurdu.
Gördüğümüz bir hayal mi?
Yoksa sevgilinin yanımıza
geleceği aklımıza bile gelmezdi.
Ey can ve gönül! Sevgili,
misafirimiz oldu!
Neyimiz varsa,
misafirimizin ayaklarına dökelim.
Ey Fuzûlî! Sevgilinin kastı,
canımızı almakmış.
Gel Güzel uğruna can
vermeyi kendimize bir borç bilelim.
|